TÜPLERİN BAĞLANMASI

TÜPLERİN BAĞLANMASI
Hamilelik oluşabilmesi için erkekten gelen sperm ile kadından gelen yumurtanın fallop tüplerinde biraraya gelmesi gerekir. Tüpler bağlandığı zaman içerisinden sperm ve yumurta geçişi imkansız hale gelir ve gebelik oluşamaz.
BTL = Bilateral Tüp Ligasyonu

Tüp bağlaması yönteminin koruyuculuğu hemen başlar ve ömür boyu sürer. En güvenilir koruma sağlayan yöntemlerden birisidir. Tüplerin bağlanması adet düzeninde  bir değişikliğe neden olmaz. Cinsel yaşantı açısından hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Gebelikten koruma sağlaması dışında en önemli faydası pelvik enfeksiyon (PID) ve over kanseri riskini azaltmasıdır.

Kalıcı bir yöntem olması ve geri dönüş olasılığının düşük olması en önemli dezavantajıdır. Bu nedenle kesin olarak artık çocuk düşünmeyen çiftlere uygulanması gerekir.

Tüp ligasyonlarının çoğu sezaryen operasyonları sırasında yapılır. Ancak bu şart değildir. Her zaman yapılabilir. Sezaryen sırasında yapılabildiği gibi daha sonra laparoskopik olarak ya da normal doğumdan sonra küçük bir kesi ile de yapılabilir.

Tüplerin bağlamasına rağmen gebelik oluşabilir mi?
Hiçbir doğum kontrol yöntemi %100 gebeliği önleyemez. Buna tüpleri bağlamak da dahildir. Tüplerin bağlanmasından sonra gebelik oluşma riski diğer bir çok korunma yöntemine göre çok düşüktür fakat yine de 200 kadından birisinde böyle bir gebelik oluşma riski vardır. O yüzden her korunma yönteminde olduğu gibi tüpler bağlandıktan sonra da adet gecikmesi olursa gebelik testi yapılmalı ve doktora başvurmalı.

Tüp bağlattıktan sonra tekrar açtırmak mümkün mü?
Kadında tüplerin bağlanması işlemi artık istediği kadar çocuk sahibi olmuş ve bir daha kesinlikle gebelik düşünmeyen kişilere önerilir. Çünkü tüplerini bağlatmış kişilerin bir daha normal yoldan gebe kalmaları çok zordur. Bağlanmış tüplerin ameliyatla tekrar açılması için bir takım operasyonlar olmakla beraber sonucunda gebe kalma oranları düşüktür, her zaman mümkün olmaz. Tüplerin hangi yöntemle bağlandığına göre değişmekle beraber tekrar tüpleri açma ameliyatından sonra gebelik başarısı en fazla %50 olmaktadır. Bu kişiler gebelik için ayrıca tüp bebek yöntemlerine başvurabilirler.

Sezaryen

SEZARYEN İLE DOĞUM
Sezaryen vaginal yoldan doğması mümkün olmayan bebeklerin, karın duvarı ve uterus açılarak doğurtulmasını sağlayan bir ameliyattır.
Abdominal doğum, Cesarean section gibi isimler de verilir. Doğru yazılışı sezaryen şeklindedir.

Kesi kasığın hemen üzerindeki karın bölgesinden yapılır. Uterus açılır ve amniotik sıvı boşaltılarak çocuk doğurtulur.Bebeğin ağzı ve burnu sıvılardan temizlenir ve umblikal kord klempe edilerek kesilir. Bebek solunumunun normal olduğunda emin olmak için bir pediatriste teslim edilir.

Sezaryende ne tür anestezi verilebilir?
Sezaryen ameliyatlarında anestezi verilmesi şarttır. Verilen anestezi genel anestezi olabileceği gibi, anne adayının sadece belden aşağısını uyuşturan spinal veya epidural anestezi de olabilir. Spinal veya epidural anestezi verilen anne adayları; ameliyat süresince ağrı duymamakta, fakat bebeği uterustan çıkar çıkmaz görebilmekte, ağlamasını işitebilmektedirler. Ayrıca; ameliyat sonrasında bebekleriyle daha kısa sürede ilgilenebilmektedirler. Genel anestezi almayan bebekler daha aktif olmaktadırlar.

Hangi durumlarda sezaryen yapılır?
Bebeğin başı ile doğum kanalı arasında uyuşmazlık varsa; baş doğum kanalından geçemeyecek kadar büyük veya doğum kanalı normalden dar ise vaginal doğum mümkün değildir.
–  Daha önceden uterus üzerinde iz bırakan sezaryen yada rahimden ur alma (myomektomi) ameliyatları geçirmişse, vaginal doğum sırasında eski ameliyat yerinden uterus yırtılabilir.
–  Su kesesinin açılmasından sonra göbek kordonu vajenden dışarı sarkabilir. Dışarıya çıkan göbek kordonundaki anne ile bebek arasında oksijen alışverişini sağlayan damarlar büzülerek bebeğin kısa sürede ölümüne neden olur. Bebeği kurtarmak için acilen sezaryen ameliyatı gereklidir.
–  Normalde baş ile gelen bebeğin, herhangi bir nedenle kol, omuz veya yüzü ile gelmesi halinde vaginal doğum imkansızdır.
–  Plasentanın; doğum kanalını kapatacak şekilde uterusun alt kısmına yerleşmesi yani önde gelmesi halinde mutlaka sezaryan gerekir. Plasentanın yerleşme yeri ultrasanografi ile belirlenir.
– Plasentanın bebeğin doğumundan önce yerinden ayrılması halinde bebek, kan kaybından ölür, vakit kaybetmeden sezaryen yapılır, bebek kurtarılmaya çalışılır.
–  Bebeğin; doğum ağrıları sırasında sıkıntıya girmesi kalp atışlarının bozulması halinde sezaryen ameliyatı yapılır. (Fetal Distres)
– İkiz ve üçüz gibi çoğul gebeliklerde
Doğum eyleminin aşırı uzaması, çok yavaş ilerlemesi
Annede aktif HSV (herpes), HPV (siğil, kondilom), HIV (aids) enfeksiyonları

Laparoskopi

KAPALI YÖNTEMLE AMELİYAT NEDİR?
Laparoskopi (L/S) kelime anlamı olarak (lapara – skopi) karın içerisini gözlemek anlamına gelir. Karın içerisindeki organların küçük bir delikten karın içerisine sokulan kamera yardımıyla gözlenmesine laparoskopi denir, bu esnada yardımcı aletlerle yapılan ameliyatlara laparoskopik ameliyat veya kapalı ameliyat denir (kapalı yöntemle ameliyat). Laparoskopik yani, kapalı yöntemle ameliyat tekniği kadın hastalıkları dışında genel cerrahi ve üroloji gibi uzmanlık alanlarında da yaygın olarak kullanılmaktadır.

Laparokopik ameliyat yapılrken genel anestezi ile hasta uyutulduktan sonra göbek deliğinden ince uzun bir iğne (Veress iğnesi) ile karın içerisine girilerek karbondioksit gazı verilir ve karın şişirilir. Daha sonra göbek deliğinin hemen altından 1 santimetre kadar bir kesi yapılarak oradan karın içerisine trokar denilen boru sokulur. Bu borunun içerisinden karın içine ince boru şeklinde bir kamera ilerletilir. Bu ışıklı kamera ile karın içi aydılatılarak monitörden karın içerisindeki organlar izlenir. Çoğunlukla vajina içerisinden rahim ağzına bir alet takılarak laparoskopi sırasında rahmin çeşitli yönlerde oynatılması sağlanabilir, böylece daha iyi gözlem yapılabilir (bekar hastalarda takılmaz). Kamera yerleştirildikten sonra kasık bölgelerine yapılacak ameliyata göre bir veya bir kaç adet trokar daha yerleştirilir ve bunların içerisinden ameliyatı yapmak için aletler geçirilir. Ameliyattan sonra bütün aletler ve kamera çıkarılır, karındaki gaz tamamen boşaltılır ve deliklere dikişler atılır.

MENOPOZDA BESLENME

Menopoz kadın hayatında fizyolojik ve hormonal olarak vücutta çok önemli değişikliklerin olduğu bir dönemdir. Vücutta meydana gelen hormonal değişimler bir çok organ ve sistemi etkilediği gibi bazak metabolizma hızında yavaşlamaya da neden olur. Ayrıca yaşın ilerlemesi ve çalışan kadınların işten ayrılması, emekli olması gibi etkenlerle de genel olarak hareket etme oranı azalır. Bütün bu etkenler kilo almaya meyil yaratır, bu nedenle menopoz sonrası kadınların sağlıklı beslenme, hareketli yaşam tarzı (egzersiz) gibi konularda daha dikkatli olmaları gerekir.

Menopozda hangi yiyecekler tüketilmelidir?
Menopoz sonrası kadınlarda kemik yıkımında hızlanma arttığı için kemik erimesi (osteoporoz) riski artar. Bu riski azaltmak için süt, yoğurt, peynir gibi ürünler her gün tüketilmelidir. Ayrıca düzenli yürüyüş, spor kemik erimesi riskini azaltır. Haftada en az 3-4 gün yarım saat yürüyüş önerilmektedir.Süt, yoğurt, peynir gibi ürünler yağlı olanlardan değil, yağsız (diyet, light) olarak tercih edilmelidir.

Sebze yemekleri ve kuru baklagilleri (nohut, fasulye, bezelye, mercimek ) bol tüketmek, meyve tüketmek, kırmızı et yerine daha çok beyaz et (tavuk eti) tercih etmek, kırmızı et tüketilecekse yağsız daha eti tercih etmek, margarin ve ayçiçek yağları  yerine zeytin yağı ve tereyağı tercih etmek, beyaz ekmek yerine kepekli veya çavdar ekmeği tercih etmek dikkat edilmesi gereken diğer önemli noktalardır. Haftada 1-2 kez balık tüketilmesi önerilmektedir. Yağda kızartılan yiyecekler yerine ızgara, haşlamai fırında pişirme türleri tercih edilmelidir.

Bol su içmek hayatın her döneminde olduğu gibi menopoz döneminden sonra da önemlidir. Kahve, kola gibi kafein içeren içeceklerin aşırı tüketilmesi kemik erimesini arttırabilir ve sıcak basması gibi şikayetleri arttırabilir. Bu nedenle açık çay, ıhlamur, ada çayı tüketilmeli ve kafeinli içeceklerden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.